Kudüs surlarının yeniden yükselmesi.

* Pers Kralı Birinci Artaserhas’ın yakın kadrosu içinde yer alan Nehemya adlı bir Yahudi danışman, kralı ikna ederek Kudüs’e dönme izni aldı. Kraliyet yönetim merkezi olan İran’ın Susa şehrinden ayrılan Nehemya, yanında bir grup Yahudi ile birlikte Kudüs’e geldiğinde, şehir ciddi bir imar faaliyetine muhtaçtı. Nehemya, M.Ö. 445’te Kudüs’e ulaşmasından hemen sonra şehri surlarla çevirmek için harekete geçti. İnsanüstü bir çalışmayla, sadece 52 günde Kudüs’ün etrafı surlarla ve kapılarla çevrildi. Tarih içindeki bütün değişimlere rağmen, Kudüs’ün bugünkü fiziksel sınırları, büyük ölçüde Nehemya’nın izlerini taşır.

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Büyük İskender'in Kudüs'ü ele geçirmesi.

* Henüz 18 yaşındayken, babası Makedonya Kralı Filip’in ordusunda komutanlık seviyesine yükselen İskender, MÖ 336’da -muhtemelen babasını bizzat öldürerek- krallık koltuğuna oturdu. İki yıl sonra, beraberinde 45 bin askerle İran üzerine yürüyen İskender, MÖ 323’te 32 yaşında öldüğünde, kurduğu imparatorluğun sınırları Avrupa’dan Asya’ya uzanmıştı. Büyük İskender, İran seferi için yola devam ederken, MÖ 332’de Kudüs’ü ele geçirdi. Yahudi kaynaklarında anlatılanlara göre, mabedi ziyaret eden ve Kudüs’teki din adamlarına oldukça iyi davranan İskender, Yahudilere dinî özgürlüklerini bağışladı.

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Romalıların şehri ele geçirmesi.

* Roma Senatosu, komutan Büyük Pompey’e, MÖ 67’de imparatorluğun doğu bölgelerindeki karmaşayı sona erdirmesi için olağanüstü yetkiler vermişti. Bugünkü Anadolu, Suriye ve Lübnan üzerine sefere çıkan Pompey, dört yıl sonra Filistin topraklarına ayakbastı. MÖ 63’te, Kudüs artık tamamen Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetindeydi. Yahudilerin savunmaya geçtiği şehir, kanlı çatışmaların ardından düştü. Başkomutan Pompey ve askerleri, Süleyman Mabedi’nin en kutsal bölümlerine dahi girdiler. Birçok Yahudi, mabedin bu şekilde tarumar edilmesine daha fazla dayanamayarak, yaşananları görmemek için intihar yolunu seçti.

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Romalılar şehri geri alması ve Herod'u Filistin'e yönetici olarak atamaları.

* Filistin’in güneyinde Arap asıllı bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Herod, babası Antipater’in Romalılarla iyi ilişkileri sayesinde, rahat şartlarda büyüdü. Antipater, Pompey’in Kudüs işgalini desteklemiş, bu sayede Romalılar nezdinde güvenilir bir isim olmuştu. Senato, 33 yaşındaki Herod’u Filistin bölgesi genel valisi olarak görevlendirdi. Bu dönemde Kudüs’ü baştanbaşa imar eden Herod, diğer şehirlerin (Yafa, Hayfa, Kayserya) savunmalarını da güçlendirdi. Kudüs ve çevresi bu dönemde surlarla, duvarlarla, köprülerle ve suyollarıyla donatıldı. Herod, tüm bu adımları nedeniyle ‘büyük’ sıfatıyla anılır. * Bu dönemde ilk defa Kudüs'te para basılmıştır. * Meryem annemizin doğumu bu dönemde gerçekleşmiş ve yöneticiliğinin son yılında Hz. İsa aleyhisselam dünyaya gelmiştir.

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Mabedin tamamen yenilenmesi.

* Kral Büyük Herod dönemindeki en dikkat çekici icraatlardan biri, mabeedin adeta yeniden inşa edilircesine yenilenmesidir. MÖ 18 yılında resmen başlatılan genişletme ve imar çalışmaları, yaklaşık 80 yıl devam etti. Aksâ’nın kuzey ve batı kapılarının çevresinde de bu dönemden kalma çok sayıda tarihî ilave bulunmaktadır.

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Pontlus Pilatus'un Kudüs'e vali olarak atanması.

* Hz. İsa aleyhisselamın tebliği devam ettiği sırada mucizeleri de bir bir gerçekleşiyordu. Şehrin valisi Pontlus Pilatus, Yahudilerin kışkırtma ve ısrarları sonucunda Hz. İsa aleyhisselamın dövülmesini emretti. Lakin Yahudileri yatıştırmak için bu yeterli olmadı. Yahudi ve Hristiyan kaynaklarına göre Hz. İsa aleyhisselam, Kudüs'te bulunan Çile Yolu denilen yolun sonunda çarmıha gerilerek öldürüldü. Tabii bu rivayetlerin aslı yoktur. * Kur'an-ı Kerim'den öğrendiğimiz üzere Hz. İsa aleyhisselam çarmıha gerilmemiş, göğe huruc etmiştir. Çarmıha gerilen kişi ona çok benzeyen biridir. (Nisa, 4/157)

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Roma eyaleti olan Filistin’de Yahudilerin isyan çıkarmasıyla Romalıların Kudüs’ü yıkması ve şehre Yahudilerin girmesini yasaklaması.

* Pagan Roma yönetimi, Yahudiliği sapkınlık olarak görüyordu. Kudüs’ün Roma egemenliğine girmesinden sonra, şehirdeki Yahudilerle yeni hâkimler arasında sürtüşmeler de eksik olmadı. Nihayet, MS 66-73 arasında başlayan büyük Yahudi ayaklanması, sadece Kudüs’te değil, Yahudilerin Filistin topraklarında yaşadığı bütün şehirlerde büyük bir yıkım ve tarumara yol açtı. Silahlanarak Roma’ya karşı kazan kaldıran Yahudi gruplar, bugün hâlâ atıf yapılan direniş hikâyeleriyle tarihe geçti. (Günümüzde, İsrail bu hikâyeleri halk destanına dönüştürmüş durumdadır). Ancak sonuçta kazanan, elinde tuttuğu muazzam askeri güç nedeniyle yine Roma İmparatorluğu oldu. * Yahudilerin başlattığı genel ayaklanma ve isyan, bölgenin hâkimi olan Roma İmparatorluğu tarafından elbette hoş görülmeyecekti. Senato’nun olağanüstü yetkiyle donattığı Başkomutan Titus, MS 70’de kalabalık bir orduyla Kudüs’e girdi. Kampını, şehrin kuzey yamaçlarına kuran Titus, şehir halkının yalvarmasına bile fırsat vermeden, büyük bir katliama ve yıkıma girişti. Sur içi Kudüs tamamen harabeye çevrildi, mabed temellerine kadar yıkıldı, Yahudilerin birçoğu kılıçtan geçirildi, kalanlar da şehirden sürgün edildi. Bu, Babil Kralı Nabukadnezzar’dan sonra Kudüs’ün karşı karşıya kaldığı ikinci büyük yıkımdı. * Yahudiler esir olarak Roma’ya gönderildi, bir bölümü Avrupa’nın değişik bölgelerine ve Kuzey Afrika’ya göç etti.

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Yahudilerin ayaklanması ve isyanın Roma İmparatoru Hadrianus tarafından bastırılması.

* Roma İmparatoru Hadrianus, aldığı radikal kararla, Yahudiliğe dair Kudüs’te ne varsa kazınmasını emretti. Şehirdeki bütün mabetler, dini işaretler ve semboller yok edilerek, Kudüs bir ‘Roma Şehri’ olarak yeni baştan tasarlandı. Sur içine iki büyük cadde inşa ettiren İmparator Hadrianus, surları da yeniletti. Roma’nın tanrılarından ikisine nispetle ‘Aelia Capitolina’ adı verilen Kudüs’e Yahudilerin girmesi ve ölülerini defnetmesi kesin şekilde yasaklandı. Yahudiler yalnızca, bugün İbrani Üniversitesi’nin kampüslerinin yeri aldığı Scopus Tepesi’nden (Arapçada: Cebel el Meşârif) şehri izleme hakkına sahipti. * Bu dönemde Kudüs yerle bir edilmiş, şehrin üzerinde bulunduğu topraklar tamamen düzlenmiş, Yahudilerin burada yaşaması engellenmiştir. * Bu yıkımla birlikte Kudüs Roma döneminde iki defa yıkıma uğramıştır. * İmparator Hadrianus, soyismine nispetle o dönemde Urşalim olarak anılan şehrin adını 'İlia' olarak değiştirmiştir.

Ayrıntılar için Tıklayınız...

Azize Helena’nın Kudüs’ü ziyaret etmesi.

* Roma İmparatoru Konstantin’in 313 yılında Hıristiyanlığı kabulü, sadece dinler tarihi açısından değil, dünya tarihi açısından bir dönüm noktasıydı. 325’te toplanan İznik Konsülü’nün ardından İmparator Konstantin, annesi Helena’yı kutsal topraklardaki Hıristiyan eserlerinin ihyası için Filistin’e gönderdi. Sonradan azize unvanını da alacak olan Helena’nın Kudüs ziyareti sırasında bugün de hâlâ faaliyette olan çok sayıda Hıristiyan mabedinin temelleri atıldı. Ortodoks Hıristiyanlığın Filistin topraklarındaki üstünlüğü, Helena’nın bu ziyaretiyle birlikte başladı.

Ayrıntılar için Tıklayınız...